VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
KÜNYE
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Son Haber Saati - sonhabersaati.com

@ Haber Tarihi : 14 Haziran 2018 12:34:08

5 Yorum

Kez Okundu.

Yıkık bakışlı kadın

Mustafa Erhan EKİNCİ’den Yıkık bakışlı kadın adlı çalışması sizlerle...

YIKIK BAŞLIKLI KADIN

Tahta bir sandalye  ve masa..İzmaritten görünmeyen bir kül tabağı...
Ve hala kara, kara keder tüten yarım bir sigara...
Hüsrandan dem tutmuş bir bardak çay...
Yüreğimde ölümseten bir efkar..
Radyodan çiğerlerimi titreten Neşet Ertaş...
Kulağımda çınlayan, takır tukur ayakkabı sesleri...
Ve o ayakkabıların sahibi...
Kaşlarının çatısından, asalet damlayan bir kadın...
Sürekli titreyen dudakları, galiba mutluluğun sukutu...
Üzülmekten tarayamamıştı saçlarını...
Ağlamaktan akmıştı gözlerinin kalemi...
Yanaklarında hüsranın alaca rengi...
Çenesini öyle sıkmıştı ki, yalnızlığını çiğniyordu sanki...
Bükük değildi, kırılmıştı boynu...
Bahtının göstergesiydi kıvırcık saçları...
Neden tarayamadığını şimdi anladım...
Çünkü tarasa ömrü acıyacaktı...
Belkide tarağın dişlerinde kalacaktı sol yanı...
Gözlerini çözemedim ben bu kadının...
Bakıyordu ama görmüyordu sanki...
Karşısındaki yalnızlığa, bir türlü anlatamıyordu derdini...
Arada bir göz göze geliyorduk,
Acaba görüyormuydu beni...
Yaşadıkları neydi bilmem ama galiba çok sinirliydi...
Acaba herşeyi ben mi yanlış anladım...
Yoksa bu kadının mizacı mı böyleydi.Ne bileyin oturduğundan beridir hiç gülmedi...
Ya bir susar mısın? Neşet abi...
Güleceği varsada güldürmüyorsun ki...
Belki de senin yaşadıklarını yaşamadı bu kadın...
Ölümü tınlattığın bağlamanın telleriyle boğma artık bizi...
Başını kaldırıp demli bir çay istedi bu kadın...
Çayı geldiğinde bir sigara yakıp içti...
Parmaklarının ucuyla tuttuğu sigarayı,
Dudaklarının yan tarafıyla öyle çekiyordu ki...
Anladım... Bu kadının mizacı böyle değildi...
Gerçekten ağlamıştı bu kadın...
Ve tıpkı benim gibiydi bu kadın...
Kırık, dökük bir ayna...
Her parçasında beni gösteriyordu sanki...
Gidip kırıldığı yerden birleştirmek isterdim...
Saçlarını tarayıp, gözlerinden akan kalemi silmek isterdim...
Fakat bu kadın yalnızlığa çok alışmış gibiydi...
Çünkü mutlu ve varlıklı kadınlar, sigarayı böyle içmezdi...
Üflerken boğazından ateş püskürüyordu sanki...
Hiç anlam veremedim neden titriyordu elleri...
Galiba korkuyordu bu kadın...
Ayakalarını hızlıca sallamasından belliydi...
Ve sonunda yanına vardım....
Sen Neşet abiye bakma dedim...
Rica etsem bir güler misiniz hanım efendi....
Gülerek neden dedi...
Nedensizce ağlamak yerine, neden güldüğünü bilmemek daha güzel değil midir dedim...
Ayaklarını sallamayı kesti.
Ve korkudan mücerret bir şekilde güldü...
Çok mutlu etti beni...
Biliyor musunuz? Ben gülerken bu kadar güzel olan bir kadın ömrümde görmedim...
Bana masum, masum bakarken...
Gözlerinden bir damla yaş, dudaklarına doğru yola çıktı...
Senden bir şey rica edebilir miyim? Dedim...
Tabi! Buyrun dedi...
Benim yerime göz yaşlarını siler misin? Dedim...
Gülerek mi? Silmemi istersin dedi...
Ben silerdim lakin sana dokunanamki ...
Hem sen gülerek silersen, mutluluk utanır dedim belki...
İnanır mısınız? Beyefendi, uzun zamandır ilk defa bu kadar içten gülüyorum dedi...
Yalan söylemediğini, anlaıyordu zaten gözleri...
Bu kadın aşk acısı çekmiyordu...
Çünkü morarmamıştı gözlerinin altı...
Belli aşktan daha önemli dertleri vardı...
Çünkü çok kuruydu dudakları...
Yalnış anlamadıysam, herhalde bir kaç gündürde uyumamıştı...
Bakarken gözleri imdat diye haykıran bu kadın...
Kurumuş dudaklarında aşkı sukuta erdirmişti...
Hayattan hiçbir beklentisi yoktu bu kadının ...
Herhalde parmaklarının ucundan bile tutsam yeterdi...
Bileklerinde dikiş izleri vardı bu kadının...
Kesip içine gömmüştü sanki, insanlığa olan güvenini...
İşte o güven denen şey öldükten sonra...
Tekrar diriltip, yeniden sevmek çok zor...
Bu kadın hayata bile yitirmişti güvenini...
Galiba bu sebepten, yoktu aldığı nefesin hiçbir önemi...
Maalesef! Küsmüştü bu kadın, kendine bile....
Çünkü camdan yanısıyan kendine, barışık değildi...
Bu kadın yıldızların döküldüğü bir geceydi...
Fazlaca karanlıktı, ay bile ondan ışığını çekmişti...
Zaman ona cellat olamamıştı lakin...
Ömrünü ve duygularını çiğneye çiğneye geçmişti...
Güneş tepesindeyken bile, üşüyordu bu kadın...
Çünkü teni bembeyaz, kutup gibiydi...
Sıcacık ellerimle dokunsam, donabilirdim...
Belkide bu kadar kötü düşünmemeliyim...
Kalbimdeki volkanla, korkmayıp şu buzları eritemezmiyim? 
Fakat bende mevsimler kadar güçlü değilimki...
Onun kalbindeki bir iklim savaşıydı...
Bir nefer olup bu savaşta onu muzaffer kılamazsam,
Bu kadın bu defa hakikaten ölebilirdi...

Mustafa Erhan EKİNCİ

Abdullah altın 14 Haziran 2018 20:33:06 Cevap Yaz
(2)
(0)
Başarılar kardesim .
Adınız Soyadınız
Kapat
Emre 19 Temmuz 2018 10:02:44 Cevap Yaz
(2)
(0)
Tebrik ediyorum harika bir çalışma olmuş eline yüreğine sağlık devamını bekliyoruz...
Adınız Soyadınız
Kapat
Kerem ALKAN 19 Haziran 2018 21:02:32 Cevap Yaz
(2)
(0)
Devamı gelecekse 4 gözle bekliyoruz abi.
Adınız Soyadınız
Kapat
bir dost 25 Temmuz 2018 09:12:07 Cevap Yaz
(0)
(0)
allahına kurban
Adınız Soyadınız
Kapat
Zehra Aydın 07 Ağustos 2018 23:12:43 Cevap Yaz
(0)
(0)
Yüreğimin tercümanı gibi... Yüreğine kalemine sağlık...
Adınız Soyadınız
Kapat
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
Yazar Bilgisi

Mustafa Erhan EKİNCİ Mustafa Erhan EKİNCİ merhan.ekinciyahoo.com Tüm Yazıları

BENZER HABERLER
bursa escort
watch movies online maltepe escort alanya escort konya escort atasehir escort